Fulbright Eğitim Komisyonu!

'27 Aralık 1949 tarihinde, yani İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde,

Türk çocuklarının eğitimi resmen Amerikalılara teslim edildi.

ABD ile imzalanan ikili anlaşma gereği, sekiz kişiden oluşan bir Eğitim Komisyonu kuruldu.

Bu komisyonun adı Fulbright Eğitim Komisyonu idi.

Sekiz üyeden dördü Amerikalı, dördü de Türk'tü.

Mustafa Kemal'le din üzerine sohbet

M.Kemal, "Türk halkının uzun zamandan beri ezberden okuduğu bazı Arapça duaların gerçek manasını
anladığı zaman (haşa) tiksineceğini" söylüyor.

Doğrusu Osmanlıca Kuran meallerinden de haberi yok. Bu konuyu bir kez daha açacağım. Bunun nedenini bir şekilde daha ortaya koyacağım.

Çocuklarınızı şeytan mı eğitiyor? Takip ediyor musunuz?

1980 öncesine gidiyorum. Ortaokul öğrencisiyim. Babam bizim evimize de televizyon aldı. Sadece TRT var ve yayınlar siyah beyaz. Günün birinde Charlie Chaplin’i keşfettik. Filmin başından sonuna katıla katıla kahkaha atarak izledik dört kardeş. Bir hafta sonu yine Charlie Chaplin filmi vardı ve saatinin gelmesini dakika dakika sabırla çekiyorken babam, -Hadi herkes doğruca tarlaya! dedi. –Ama baba.. –Baba ne olursun filmi izleyelim. –Baba gidelim ama gelip filmi izleyelim… Yalvardık. Rahmetli babam kesin kararlıydı ve ısrarımız üzerine sesini yükselterek bizi tarlaya gönderdi.

TÜRK KAFASI...!

Sultan Abdülaziz Hân ve beraberindekiler, 1867’de Paris’te yeni imal edilmiş makinelerin görücüye çıktığı sergiyi gezmektedirler. Padişah, çember şeklinde bir cetvel ve önünde asılı kadife kaplı bir toptan meydana gelen makinenin önünde durur. Bu makine, günümüz lunaparklarında da görülen, topa atılan yumrukla kol kuvvetinin ölçüldüğü ilkel bir makinedir.

Osmanlı sultanı topun aldığı darbeye göre ibrenin cetvel üstünde hareket ettiği dinamometrenin adını sorar. Kısa süren bir kararsızlığın ardından bir Fransız yetkili yutkunarak cevap verir:
“Tete Turkue” (Türk Kafası)

Yunan ve Türk şirketleri arasındaki fark

Yunan ve Türk şirketleri arasında bir kürek yarışı düzenlenmesine karar verildi.

Türklerin takımında 8 kişi kürek çekiyor, 1 kişi dümencilik yapıyordu.

Yunan Takımında ise 2 kişi kürek çekiyor, 3 kişi şeflik 3 kişi müdürlük yapıyor 1 kişi de dümeni kullanıyordu.

Her iki takımda, performanslarının en üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden geçti.

Büyük gün geldi ve iki takım da, kendini hazır hissediyordu. Türkler yarışı bir kilometre farkla kazandılar...

Kur'an'ı Kerimi Tarihe Gömmek İsteyen Bakanın İbretlik Ölümü

"Rahmetli babam o zamanlar Konya’nın tek gazetesi olan “Babalık” gazetesinin başyazarı idi. Ondan işittiğim şu olayı aynen naklediyorum:“Devrin ilk Maarif Vekillerinden (Milli Eğitim Bakanı) Necati Konya’ya gelmiş ve Latin harflerinin üstünlüğünü(!) anlatmak üzere bir konferans düzenlemişti. Şehrin her tarafına yapıştırılan ilanlarda:“Eski Harflerle Birlikte Kur’an’ı da Tarihe Gömdük” yazıyor ve konferansın ertesi gün saat 10′da verileceği belirtiliyordu.

Adam Diyor ki...

Bir yerde yanlış yapıyoruz ama nerde?
...

Adam bana diyor ki;

Arkadaş, beni istediğin yerde protesto edebilirsin.
Dünyanın her yerinde bağırabilirsin aleyhimde.
Terorist diyebilirsin. Katil diyebilirsin.
Binlerce kişiyi toplayıp hakkımda küfürlü sloganlar atabilirsin.
Sana bu hakkı ben verdim zaten. Bağır. Rahatla. Bir şeyciğin kalmaz.
Ben işimi bitirdikten sonra bir iki haftaya unutmuş olursun.

Biliyorum, `seve seve` benim arabamı kullanacaksın.
Dişlerini benim ürettiğim macunla fırçalayacaksın. Fırça da benden, macunda.

Resimdeki hatayı gösterenler ve düzeltebilenler

Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurlamış. Çırağına " Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?" demiş.

" Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma" diye ilave etmiş.

Öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gitmiş. Resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş. Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş. Usta ressam, üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye etmiş.

Kırmızı Başlıklı Kız Masalını Bir De Kurttan Dinleyin!

İşte Kurdun Ağzından Kırmızı Başlıklı Kız Masalı...

Her gün yaptığım gibi ormanı temizlemeye çıkmıştım. Orman benim evim, temiz tutmak da benim görevim.

Derken bir kız beliriverdi. Kırmızı başlık ve peleriniyle çok şüpheli bir görünümü vardı. Kimin aklına gelir bu garip kıyafeti giymek. Bir kurnazlık peşindeydi mutlaka. Bir süre dikkatle izledim bu garip kızı. Elinde taşıdığı üzeri örtülü sepette kim bilir ne taşıyordu!.. Yürüyüşü bile normal değildi.

Yanına yaklaşıp ne yaptığını sorunca bana büyükannesinin evine gittiğini söyledi ama gel de inan.

Gazze cephesindeki türk topçusunun kahramanlığı

(Gazi) Mehmet BAYRAKTAR

Tepecik’li Sancaktar oğullarından Ahmet Ağanın oğludur. Çanakkale Savaşlarına oradan da Filistin Cephesinde Topçu Çavuşu olarak savaşmış bir gazidir. Çok başarılı bir topçu, gözü pek ve cesurdur.1918 yılında Siyonizm’in ve İngiliz altınlarına aldanan Arapların ihaneti neticesinde İngilizlere Gazze de yenilen Osmanlı Ordusu geri çekilmeye başlar.
Ordu bütün ağırlıkları ile ricat halindedir. İngiliz birlikleri de peşlerindedir.
Öyle bir noktaya gelinir ki ordu İngilizlerin ateş mevzisine girmek üzeredir. Ağır Topçu Çavuşu Mehmet başındaki kumandanı uyarır.